Kadın-Çocuk

Kandemir: “Kadın cinayetlerinde sözün bittiği yerdeyiz”

Kandemir; “Günümüzde dünyada ve Türkiye’de Kadına yönelik şiddet ve katliamlar gittikçe artmakta, yaşamın bütün alanlarını tehdit etmektedir. Erkek egemenlikçi kapitalist sistem kadına yönelik baskı, şiddet ve katliamların esas sorumlusudur”

Kandemir: “Kadın cinayetlerinde sözün bittiği yerdeyiz” … Kandemir; “Son yıllarda ülkemizde kadın katliamlarındaki artışın sosyal, ekonomik, kültürel birçok nedeni vardır ama hiçbir neden bu katliamları meşrulaştıramaz” dedi. detaylar haberimizde…

Kandemir: “Kadın cinayetlerinde sözün bittiği yerdeyiz”

Gelecek Partisi İzmit İnsan Hakları Başkanı Onur Kandemir, Her gün yeni bir kadın cinayeti ile uyanmaktan, bu vahşetleri TV kanallarında haber sitelerinde görmekten bıktıklarını belirterek, “Ne istiyorsunuz kadınlardan? Siz kimsiniz kadınların yaşama haklarına tecavüz ediyorsunuz, size bu yetkiyi hangi din hangi mezhep hangi inanç veriyor. Lanet olsun zihniyetinize” dedi.

“ŞİDDETİN HİÇBİR TÜRLÜSÜ KABUL EDİLEMEZ”

‘Bu ülkede üç kadın daha katledildi’ diyerek basın açıklaması yapan Onur Kandemir, şu görüşlere yer verdi; “Kadın cinayetlerinde sözün bittiği yerdeyiz.! Akademisyen Aylin Sözer yanarak, Malatya’da 38 yaşındaki Selda Taş ile Gaziantep’te Vesile Dönmez silahla vurularak katledildiler… Öncelikle merhumelere Allah’tan rahmet, ailelerine sabırlar diliyorum. Tüm kadınlardan özür dilerim bu kadar insanlıktan nasibini almamış vicdan ve merhamet yoksunu psikopatlardan sizleri koruyamıyoruz. Şunu belirtmek istiyorum şiddetin dini dili ırkı mezhebi veya siyasi yönü olamaz. Sadece kadına şiddet değil, şiddetin hiçbir türlüsü kabul edilemez.

“KADININ EVDE, SOKAKTA, İŞYERİNDE GÜVENLE YAŞAYABİLMESİ GEREKMEKTEDİR”

Öncelikle şunu tüm kesime entegre etmeliyiz. Kadın insandır, kadın eştir, kadın annedir. Bizler cennet annelerin ayakları altındadır diyen bir peygamberin ümmetiyiz başımızın üstünde tutmamız gereken kadınların hayatlarının kararmasını izliyoruz. Bu katliamların önüne geçmek zorundayız kadınlara daha yaşanılabilir bir ortam yaratmak bizim elimizde. Kadınların dolmuşa bindiğinde şoförün kapıyı kapatıp, gaza basarak ıssız bir yere götüreceği korkusuna kapılmadan, bu korku yüzünden tek kalmamak için son inenle birlikte inmek zorunda kalmadan, ıssız bir sokakta iki adımda bir arkasına tedirginlikle bakmadan, arkasından gelen kişinin adımlarının temposuna kulak kesilmeden, yanından geçen birinin kendisine taciz edebileceği endişesi olmadan, evde, sokakta, işyerinde güvenle yaşayabilmesi gerekmektedir. Bunun için devletimiz çağdaş bir sosyal devlet olmanın gereğini yerine getirmeli, bu konuda gerekli olan hassasiyeti göstererek; eğitim çalışmaları ve yasal düzenlemeleri yapmalıdır.

“ERKEK EGEMENLİKÇİ KAPİTALİST SİSTEM KATLİAMLARIN ESAS SORUMLUSUDUR”

Namus cinayeti diye adlandırılan cinayetler, kadına yönelik şiddetin en zalim boyutudur ve temel insan hakkı olan yaşam hakkının ihlalidir. Tüm insanlar eşittir hakları da eşittir cinsiyet bir üstünlük olarak görülemez. Günümüzde dünyada ve Türkiye’de Kadına yönelik şiddet ve katliamlar gittikçe artmakta, yaşamın bütün alanlarını tehdit etmektedir. Erkek egemenlikçi kapitalist sistem kadına yönelik baskı, şiddet ve katliamların esas sorumlusudur. Son yıllarda ülkemizde kadın katliamlarındaki artışın sosyal, ekonomik, kültürel birçok nedeni vardır ama hiçbir neden bu katliamları meşrulaştıramaz. Öncelikle hükümetin bu tür olaylara daha alaka göstermesi ve gerekli tedbirleri bir an önce alması gerekmektedir.”

ŞİDDETİ ÖNLEME KONUSUNDA YAPILMASI GEREKENLER

– Toplumda şiddet konusunda farkındalık ve duyarlılık yaratmak için okul öncesinden başlayarak okulda, ailede, kamu kurum ve kuruluşlarında, askerlikte, özel sektörde kadın hakları ve aile içi şiddet ve şiddeti önleme konusunda bilgilendirme seminerleri sıkça yapılması,
– Şiddeti önleme konusunda Yerel yönetimler, Kadın Dernekleri başta olmak üzere tüm dernekler, Medya, Adli Tıp, Yargı ve Güvenlik Güçlerinin işbirliği içinde olması,
– Toplumda şiddeti caydırıcı örnek oluşturma yoluna gidilmesi, Örneğin; aile içi şiddet uygulamış ve hakkında fezleke hazırlanmış milletvekili dokunulmazlıklarının kaldırılması, aile içi şiddet uygulayan memurların adlı olduğu gibi disiplin soruşturmasına tabi tutulması,
– Şiddetin olumsuz etkilerine dikkat çekilmesi bu hususta yazılı ve görsel basının yayınlar yapması,
– Belediyeler Kanunu gereğince, belediyelerin sığınma evi açma görevlerini yerine getirmeleri, kadın sığınma evlerinin ihtiyacı karşılayacak sayıya ulaştırılması,
– Kadınların eğitiminin yanı sıra toplumdaki kadın ve aileye bakış açısının değiştirilebilmesi için erkeklere yönelik yoğun bilgilendirici programlar yapılarak erkek farkındalığının yaratılması,
– TBMM Fırsat Eşitliği Komisyonu tarafından yaygın ve kararlı Devlet Politikası uygulanmasının takip edilmesi,
– Kadına şiddetten soruşturma başlatılan her erkeğin zorunlu seminerlere tabi tutulması,
– Kadın istihdamının artırılması, kadınlar için meslek edindirme kursları açılması ve kadınlara iş sahaları yaratılması konusunda ilgili Bakanlığın kadın kuruluşlarıyla işbirliği içinde çalışmalar yapması ve fon oluşturması.
– Sığınma evlerinde, sığınmacı mağdurların eğitimleri, mesleki beceri kazandırılması ve şiddet sonrası yeni bir yaşam kurabilme beceri ve olanaklarının sağlanması, iş imkânı yaratılması için devletin ve ilgili kurumların gerekli maddi desteği vermeleri ve bunun için özel fonlar oluşturulması,
– Kadına yönelik şiddetin sadece kadının sorunu olmadığı, toplum sağlığını yakından ilgilendiren bir sorun olduğu kabul edilmesi, kalıcı çözüm için kararlı bir devlet politikasının uygulanması gerekir. Aile içi kadına yönelik şiddet de bir insan hakları ihlalidir.
– Şiddet kadının yasal, sosyal, siyasi ve ekonomik eşitliğini sağlama fırsatlarını sınırlamakta ve azaltmakta, girişimcilik ruhunu ve kendine olan özgüvenini yok etmektedir.
– Aile içi şiddet çocukları olumsuz etkilemekte, çocukların okulda şiddet uygulamalarına yol açmaktadır. Şiddet sağlıklı bir toplum oluşmasının önündeki en önemli engellerden biridir.
– Her dört kadından biri fiziksel, ekonomik, ruhsal, sosyal veya cinsel şiddet mağdurudur.

Bizler bu mağduriyetleri ve katliamları engellemek, gerekli tedbirlerin alınmasını sağlamak ile mükellefiz. Bu bizim tüm kadınlara insani ve vicdani bir borcumuzdur. Kadınlar öldürülmesi için değil yaşatılması için bize emanetler. Tekrar dile getiriyorum kadına şiddete HAYIR.

Daha Fazla Göster

İlgili Makaleler

Bir yanıt yazın

Başa dön tuşu